refref'in blogu - Blogcu - Sayfa 3



« Önceki | Sonraki »

13/2/2009

ZAVALLILAR GÜNÜ...



Sevgi, içindeki kin ve öfkeyle haykırdı: Seni seviyorum
Nefret, her zamanki dinginlik ve uysallığıyla fısıldadı: Ben de.
"Bir birinizi sevin" diye öğütler kutsal kitaplar;
"Öldürmeyeceksin" diyerek de emreder.
Kutsal kitaba dayanarak nefret edildi ve aynı kutsallıkların kılavuzunda insanlar öldürüldü. Öldürülmeye devem ediyor.
Durum öyle gösteriyor ki; edecek de.
Sanal aşklar, gözlerde yeniden filizlenen aşkların önüne geçti.
Ruhların birlikte bütünleşip yeniden kendini üretme duygusu, çıkar ilişkilerinin karşısında bir köşeye terk edildi.
Esintisi altında duygulandığımız ağaçları kesip, betonun vicdanına teslim ağaçların tablosunu yapıp duvarlarımıza asıyoruz.
Gül bahçelerini tarumar edip, bina yaptık ve o binaların küçücük beton odalarında "sevgililer günü"nde gelecek bir tek gülü beklemeye başladık.

alintı

6/2/2009

MİMLENDİM..

SEVGİLİ ARKADAŞIM SÜKUT'U LEYL TARAFINDAN
mimlenenler silsilesinin kaçıncı halkası oldugumu dahi bilmeden mimlendim..
çok yakınımda olan kitap diyanet meali olan bir kuran-ı kerim..
161 sahifenin beşinci cümle denmiş ama ben beşinci ayetini yazdım..

Şuayb’ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. Şuayb’ı yalanlayanlar var ya, asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu

bende iki arkadaşımı mimliyorum
neyime
almina5555

İşte Göreviniz :)


1.Yakınınızda bulunan bir kitabı alın.
2. 161.sayfasını açın.
3.  Beşinci cümlesini bulun.
4. Blog sayfanıza yazın.
5. En güzel kitabı veya en güzel cümleyi bulup yazmayın! Sadece en yakınınızdaki kitabı!
6. Beş blog arkadaşınıza yollayın.

Kolay Gelsin Arkadaşlar .

5/2/2009

GEL EY...



Gel ey gözyaşım,

Bulutuna sadık yağmurlar gibi gel, ve kadim bir dostu uğurlar gibi git… Bir atımlık mesafede yalnızlığın kurşunlanan coşkusuyla gel, geleceği savaşa mecbur annelerin korkusuyla git… Geceyi içine döken tomurcukların yeşiliyle gel; goncayı açılsın diye bekleyen bülbülün diliyle git…Bülbüller konan dallarda yaprak gibi gel, ve derinlerde bendini yıkan bir ırmak gibi git. Yalınkalem savaşlara meftun acılarla gel, pişmanlık dolu yüreklerden sancılarla git…
Ve ağlamaktan korkma gözüm!..



alıntı

29/1/2009

gel ey..

                              
merhum necip fazıl 1969 da yazdıgı bir eserinde:...
Arsadaki odun yığınının gizli bir köşesinde tek bir kıvılcım noktasıyız biz!” demiş ve şöyle sürdürmüştü sözlerini: Odunların üstüne, yıllar ve asırlardır yağmadık yağmur, düşmedik kar kalmadı. Onları küf basmış, pas yutmuş, rutubet bürümüş; üstelik Garp dünyasının bütün kanalizasyonları bu odunların üzerine akmıştır. İşte arsadaki böyle bir odun yığınının gizli bir köşesinde tek bir kıvılcım noktasıyız biz! Biz ki, onun gizli bir köşesinde tek ve son kıvılcım noktasıyız, onu nasıl yakar, tutuşturur, alevlerle sarabiliriz?

Geri gel ey Osmanlı! Asırların yirmi birincisi senin sesini, duruşunu ve yürüyüşünü bekliyor. Zulüm tarlasına dönen dünyada kurtlara kurtluklarını hatırlatacak ve mazlumların elini tutacak ışık senin yüksek alnında parlıyor çünkü.

24/1/2009

GEL..



Gel ey millet ruhu ve fatihlik düşüncesi! Yıllar geçiyor ki bizler, başı açık ve yalınayak hayallerimizle hep yollardayız ve seni bekliyoruz ..! Bir upuzun aydınlığın öncüleri sayacağımız şafak emarelerinin, peşi peşine tüllendiği şu günlerde, rüyalarımızda ağardığın aynı noktadan çıkıvererek ışığa muhtaç dünyalarımıza nurlar saç!


Yıllardır yollara dökülmüş seni gözle yen yaşlı gözler ve sabahlara kadar uyku nedir bilmeyip kıvranan dertli sineler aşkına ne olur gel! Anaların ızdırapla çarpan yüreklerine, perişan ve derbeder nesillerin ayyuka çıkan feryatlarına, çığlık atıp inleyen çocukların heyecan ve hafakanlarına merhamet et de gel..!

Ey asırlardan beri hasretle yolunu gözlediğimiz ruh! Eğer sen bir şafaksan gel gayrı bunca emare yeter! Eğer kıyametsen, bilmem ki başka hangi alameti beklersin?!

Gül açıp bülbül öteli
hayli zaman oldu;
Her yanda ağaran haylin
ruhuma doldu;
Bekletme! bu mevsim artık
mevsim-i bahar.. Gel!

Gel şeytanın kasesini kır; iblisler dünyasına bir velvele sal! Nemrud’a rahatı haram edip Firavun hân-ı mânını harab eyle! Işıktan kaçanları nurunla boğ; yarasalara aydınlıkta yaşama adabını öğret! Gel, bize sonsuzluk şarabını sun ve derbeder gönüllerimizi ölümsüzlük aşkıyla çoştur! Çoştur ve asırlardan beri hicranla yanan sinelerimize “ab-ı hayat” ulaştır!




sızıntı...........

20/1/2009

GEL..


Yüzün bir sebepsiz korkuyla uçuk,
O gün başucuma karalarla gel !
Arkanda çepçevre, kızıl bir ufuk,
Tepende simsiyah kargalarla gel!

Elinden , dal gibi düşerken ümit,
Ne bir hasret dinle, ne bir ah işit;
Bir yaprak ol, esen rüzgarlarla git,
Kırık bir tekne ol, dalgalarla gel

N.F.K.

19/1/2009

gel..


Bir yeni varoluşun tan yeri ağarırken,
 temcid verir gibi hep haykırıp ve inliyoruz:
 Gel ey varoluşumuzun mâyesi, ümitlerimizin rûhu!
Gel ey birkaç asırdan beri nesillerin beklediği feleğin karnındaki mübarek yolcu!
 Gel ey millet ve tarih şuuru!
Gölgen başımıza düştüğü günden bu yana, bu dünyada, hem şevkle gerilip coşanlar hem de salacağın tufandan uykusu kaçanlar var.
 Henüz ışığının tam zuhur etmediği şu günlerde,
gölgenle yanıp kül olanları gördükçe,
yolunu gözleyen gariplerin sana olan iştiyakları daha da artmakta ve buğu buğu gönül gözlerini saran visâl arzusuyla yürekleri bir başka atmaktadır.

 Gel, visale koşan gönüllerimizi şâd eyle!
Gel, arslanların yüreklerine korku salan o müthiş naralarınla haykır!
Haykır ki, vatansız ve mazisiz ruhlar kahrolup gitsin;
 her tarafa zehir çalıp geçen yılanlar, akrepler deliklerine girip saklansın ve asırlardan beri kötü duygu ve kötü tutkuların meşcereliği haline getirilmek istenen şu mübarek topraklar, sadece, ilmin, inancın, ahlâk ve fazîletin fideliği olsun.

16/1/2009

GEL...



Putlar kırılmış, buzlar erimiş, sular vadiyi bulmuştu.
 Gözden gönüle billur bir ırmak süzülüyordu.
Ayna, şeffaf pencere, ardından nurlu bir tebessüm.
Esen meltemlerin dilinde ılık fısıltılar…
“Gel. Nedametine tutun, aczine sarıl gel.
Aklım da peşinden sürükle gel. Günahlarından titre gel...”


“Bilmek istersen seni,
Can içre ara canı.
Geç canından bul anı,
Sen seni bil sen seni.”




alıntı....

13/1/2009

GEL..



Gel Ey!..
M. GARİB


Gel ey güzel endam, gel ey güzel kâmet!..
Haşmetinle gel ki yaklaştı kıyamet;
Nice kıyamlar gördü şu köhne dünya
Sen hakikat için bir başka kıyâm et!..

Sen vücûd-u rahmetsin, şahs-ı vakûrsun
Kalbimizi kalbin yeni vakte kursun.
Dağılmış ruhları toplasın yeniden
Kubbelerde sesin, minberlerde sûrsun.

Görün sûretinle şöyle heybetle dur
Desin ki âşinalar işte bu O’dur!..

10/1/2009

GEL..



Gel!
Bombaların gölgesinde minareler suskun.
Seccadelere kapanmış yığınla ceset.
Gel de değişsin bu çirkin resim!
Zulmün saltanatı yıkılsın.
Cemre düşsün toprağına
Ölümden buz kesilmiş şehirlerin.
Vicdanlar dirilsin, tahta çıksın adalet.
Saniyeler durmadan,
Bebekler yok olmadan gel!

>


MusicPlaylist
Music Playlist at MixPod.com